Son zamanların en gözde sitesi olan facebook.com yine yeni bir arayüz ile karşımıza çıktı. İlk başta göze itici gelsede zamanla alışılabileceğini düşünüyorum. Eski arayüzden geçiştede de aynısı yaşanmıştı. Yeni arayüzde fazla bir değişiklik yapılmamış aslında. Bookmark kaldırılmış ve anasayfada sola alınmış arama ile menülerin yerleri değiştirilmiş. Alt sayfalarda göze çarpan pek bir değişiklik yok. Yapmışlardır belki ama alışılmış bir arayüzü değiştirmek hem kolay bir iş değildir hem de kullanıcılar tarafından itici bulunabilir.
Bir arkadaşımın sorusu üzerine bende paranın satın alamayacağı şeyler hakkında düşünmeye başladım. Yalnız biraz kısıtlı tutuyoruz konuyu. Satın alamayacağı şeyleri düşünürken alternatif üretilmeyecek şeyler istiyordu arkadaşım ve bende böyle düşünüp, sizinde böyle düşünmenizi isteyeceğim. Ve ayrıca kişisel göreceli bir düşünce olmamasına dikkat etmenizi isteyeceğim. Örnek vermek gerekirse bir çok insan ilk başta sağlık diyecektir. Ama örneğin ben böbrek hastasayım parayı verip bir böbrek alabilirim sağlığı almış olurum. Genelde üretilen düşüncelerin alternatiflerini yazıp kendi fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
AŞK :
Aşk parayla çok güzel satın alınabilir. İkimiz ortak bir kızı seviyor olsak ben kızın ailesinin önüne parayı döksem kızı bana illa ki verirler Aldım işte aşkı parayla. Gerçek aşk gibi bir cümle kurulcak, aşk eğer bir düşünceyse, düşüncede parayla bir güzel satın alınabiliyorsa aşk satın alınabilir. Bir alternatifimiz var aşk geçersiz
SAĞLIK :
Yukarda verdiğimiz örnekte olduğu gibi sağlığında alternatifi mevcut. Hatta geçen gazetede okuduğum bir yazıda kadının biri barsaklarına kadar yeniletmiş kendini şuan gayet sağlıklı yaşadığını yazmışlar
HUZUR, MUTLULUK gibi kişisel kavramlar :
Huzur, mutluluk gibi kavramlar kişiseldir. Siz parayla mutlu olamayacağınızı düşünürsünüz, fakir bi insan parayla huzur ve mutluluğu yakalayacağını. Ben parayla mutlu ve huzurluyumdur. Alternatifi olan birşeydir ve görecelidir.
Kısaca söylemek gerekirse bir çok şey parayla çok güzel satın alınabilir. Ama öyle şeyler vardır ki gerçekten parayla yanından bile geçemezsiniz. Bunları yazmak gerekirse;
Yaşam (Hayat asla parayla satın alınamaz, elbet hepimiz öleceğiz)
Zaman (Gelecek ve geçmişi asla değiştiremezsiniz)
Zeka (Ya akıllısınızdır yada salak. Milyon dolarlarınız olsa bunu değiştiremezsiniz)
Şimdilik benim aklıma gelen bunlar. Dediğim gibi göreceli ve alternatifi olmayan şeyler üretmenizi istiyorum. Eğer bu tür şeyler aklınıza gelirse yorum yapmaktan çekinmeyin
Blogumu okuyan okumayan, beni seven sevmeyen, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın herkesin kurban bayramı mübarek olsun. İstediğiniz herşeyin gönlünüzce olması dileğiyle herkese iyi bayramlar.
Bu bayramda merak ettiğim konu ise şu. Belirlenen alanlar dışında kesim yapılırsa para cezası kesilecekmiş. Bu cezayı kim kesicek, kim tahsil edicek ben merak ediyorum . Şeçimde oy kullanmayanlarada ceza vardı. Ben kullanmadım fakat daha ceza gelmiş yada ödemiş değilim Bu olayda aynı bunun gibi.
Son olarak lütfen sizin gibi Allah’ın yarattığı canlılara eziyet etmeyin. Sevgilerle ve saygılarla.
Dün gece tarih 10 ekim 2009 saat 21:45 sıralarında Fenerbahçe alışılmış Galatasaray galibiyetlerinden birine daha imzasını atmış bulunuyor. Nete giremediğimden yazımı birgün sonra yazmak durumundayım . 10 senedir yenilmediğimiz Galatasaraya yine geleneği devam ettirerek yenilmedik. Bu sene Gsli arkadaşlarım malubiyeti kolay kabul ettiklerinden dolayı alaycı bir tavırla yazımı yazmayacağım . Ama şunu söylemek istiyorum. Gazeteler televizyonlar bağırdı Gs bu sene daha iyi diye. Geçen sene 4-1 den sonra bu sene ancak bir gole engel olabildiler . Yani demek oluyor ki istatistiksel olarak Gs bizi ancak 4 sene sonra 1-0 lık skorla yenebilicek . Yazımı fazla uzatmadan ünlü bir düşünür sevgili kuzenimin özlü sözüyle son vermek istiyorum. Kendisini aradığımda gayet sakin ve güzel bir ifade kullanarak : “Kadıköy’e ayak basan oyuncu oynamayı unutuyor.” demişti
3G’nin yeni yeni öğrenilmeye başlandığı internet bağlantı hızının yerlerde olduğu ülkemizde birden diller de 4G dolaşmaya başladı. Bir çok kişinin nedir diye düşündüğü 4G hakkında kısa bir bilgi vermek istedim. Bildiğiniz üzere 3G her ne kadar bizim ülkemizde daha tam oturmuş olmasa da asıl amacı mobil teknolojilerde (telefon, notebook) internet hızını arttırmaktır. Sadece görüntülü görüşme yapabildiğiniz bir teknoloji olarak görmeyin . Tabi bu 3G şuan hiç de ucuz fiyatlarla piyasada değil. 4G de ise yine mantık aynıdır. Mobil ürünlerde internet bağlantı hızını konu resminde göreceğiniz üzere 100mbit, ev bağlantılarında ise 1gbite çıkarmayı amaçlıyor. Belki de çıkarmışlardır da bizim haberimiz yoktur. Şuan girmiş olsa dahi fiyatının asgari ücret kadar olabileceği kanaatindeyim . Biliyorsunuz teknoloji arkadan takip etmeyi, etmesek bile ülkemizin nimetleri sağolsun hep geride kalmayı ve pahalı kullanmayı başarmışızdır .
Şuan benim için bir hayal olan, sizin içinde öyledir, 4G’nin ülkemizde aktif olabileceğini pek düşünmüyorum. 8mbit bağlantı hızına yeni kavuştuğumuz şu günlerde sanırım 4G 5 seneyi bulur galiba. Bu tür teknolojilerin bize ne kadar uzak olduğunu hem en yavaş, hem de en pahalı interneti kullanmamız açıklar.
1 senelik blogumda son 3-4 aydır sürekli beni tanıyan biri tarafından küfür ve hakaret içerikli yorum yapılmaktaydı. Bu yorumları bekletmeden silip, engelleme listesine almaktaydım. Son bir kaç haftadır da yorum yapsa da bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunsam diye beklemedeydim. Ve istediğim oldu. O kişi (ismi lazım değil) dün akşam saat 23:47 sularında o güzel yorumlarından 5 tane yapmış bulunmakta . Bende hemen yorumların ekran görüntülerini ve mail çıktılarını alıp bilgisayarıma bir güzel kaydettim. Hakkında hemen bir adet dilekçe yazıp çıktılarını aldım.
Profesyonel web kullanıcıları bilirler ki kullanılan ip kimse türk telekom tarafından kaydedilip, saati ve tarihi söylendiğinde savcılık kim olduğunu bulabilmektedir. Amatör ve kendini bilmez kişiler anca bana birşey olmaz edasıyla internet ortamında futursuzca davranırlar. Bilmezler ki bir dilekçe nelere mal olabilir İşte bende bu yorum yapan kişi hakkında 28.07.2009 tarihinde dilekçemi savcılığa vereceğim. Tanıdığım kişi olduğunu düşündüğümden dolayı bir kaç gün bana ulaşma imkanı tanıyorum . Bu süre zarfında bana ulaşırsa vermekten vazgeçebilirim ama şayet ulaşmazsa kim olduğu hakkında dilekçe dediğim tarihte savcılıkta olacaktır.
Siz siz olun böyle kişilere bu imkanları vermeyin ve yine siz siz olun sanal ortamda sorun teşkil edebilecek bir takım davranışlar içine girmeyin.
Dilekçenin ekran resmi : (Tıklayıp büyütebilirsiniz)
Ve o güzel yorumlarının resmi : (Tıklayıp büyütebilirsiniz)
2 sene önce smile adsl kampanyasına başvurarak internet almıştım. Tabi kullanıcı sözleşmesini okumadığımdan 2 sene zorla bana kullandırttılar. 4 gb sınırlı kullanmama rağmen her ay 50 tl fatura ödemektende yorulmuş vaziyetteyim. Bugün maillerimin arasında smile adsl faturasına rastladım. Aşağıda resimde göreceğiniz üzere toplam ödenecek tutar 5 tl yazmakta Neden böyle yaptılar bana torpil mi geçiyorlar anlamış değilim. Süre normal 1 ay, son 2 aydır fatura ödemiyorum. Yorumsuz olarak bırakıyorum yazımı burada.
“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde…
“Kendine iyi bak.” Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için, bu bir eksikliktir;
Başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise, bu bir fazlalıktır.
Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır. Kadının ise aşkında belki bir hayata…
Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar. Kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delirirler.
Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz. Aşık olan erkeğin gözünde ise herşey yeniden değerlenir.
Çünkü aşık kadın “nasıl olsa bitecek” sezgisi ile hareket eder.. Aşık erkek ise “nasıl olsa sonsuza dek sürecek” yanılgısıyla… Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; Aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır.
Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, Aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle. Kadın ne ister? Ne mi ister? Hepsini ister. Ve aynı anda.
Peki erkekler ne ister? Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler. Peki neden korkarlar? Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder. Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; Bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç tereddüt etmez. Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir. Delilik, kadınların aklıdır.. Ve sadece bu özellikleri bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler…
Kadınlar her şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını ise sezerler.
Dişilik yalnız algı kapılarını değil, bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan, Mescaline, Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. Şahini ve tazısıdır. Kapanı, tuzağı ve oltasıdır. Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne bilim, ne felsefe, ne sanat olurdu.
Akıl mı? Akıl sezginin uşağıdır. O kadar.. Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem. Akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir, ama sıkıcı olurlar çoğu zaman.
Kadına en çok yarayan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür. İnce ve şuh bir zekadır…